30 Ocak 2013 Çarşamba

Aura Dione - Friends



Benim çok beğendiğim bir şarkı oldu :). Umarım Pour It Up şarkısı gibi beğeneceğiniz bir şarkı olurr :).
Düşük Bel Kot

Alacağımız yokta insan bekliyor işte...


Bildiğin gibi sevgili okurum yakın bir zamanda iPhone 5 çıktı. Şimdi alacağımız yokta bekliyoruz işte havasında bir yazı yazmayı planlıyorum :D. Sonuçta iPhone nedir ya da nasıl kullanılır gibi bir yazı yazmayacağıma emin olabilirsin. Zaten biliyorsundur. Sadece kılıflar hakkında yorum yapacağım.
Allahım o ne biçim güzel kılıflardır ya. Şeytan diyor telefonu alma git yirmi tane kılıf al.  Hani bir insan bu kadar mı imrendilir ben anlamıyorum.  Yok böyle çiçekli olanlar, arkasında gözlük ayna çıkaranlar filan, olmuyor yani imreniyoruz çok fena :D.
Ha bir de zımbalı var!! İnsana “Hahahaah yok deve” dedirtiyor. Tamam anladık zımbalı her şey popüler, biz kızlar ölüyoruz zımbalı tişört ve şortlar için ama bıktırdınız bence. Abi telefonu tutacağız tutamıyoruz. Neden? Çünkü zımba batıyor!
Bu arada iPhone 5’ler şarj konusunda kötüymüş. Forum sitelerinde filan okudum yani almayı planlıyorsanız dikkat edin. Herhalde ekran genişliğinden midir nedir şarjı dayanmıyormuş o kadar fazla. Gene de çok güzel telefon ama almaya gerek yok bence ne yani belediye dağıtmış gibi duruyor sonra.  Ülkece manyak zenginmişiz de bizim haberimiz yokmuş!!
Neyse her şey tadında iyidir sevgili okurum yazıyı burada bitireyim. Bundan sonra kılıf resimleri daha çok ilgi çeker J.




Not: Çok büyük bit deililik yaparak her kelimeyi farklı renk yapmaya çalıştım :D. Sırf sizin için değerinizi bilin. Bir daha böyle bir şey yapmayacağım insan oturuduğu yerden nasıl yorulur en büyük kanıtııı :D!!

Düşük Bel Kot  

10 Ocak 2013 Perşembe

Düsük Bel Kot

Flavors.me sitesi açtım sevgili okuyucum :). O da bir blog sitesi belki bu siteden daha gösterişlidir bakarsın: http://flavors.me/dusukbelkot veee ayrıca da Formspring açtım bol bol soru sorun canım: http://www.formspring.me/Dusukbelkot

Lenka - Everything At Once

REVENGE vs. İNTİKAM


 Bildiğiniz gibi geçen hafta Perşembe günü yayınlanan “İntikam” dizisi aslında Amerika’da şu anda 2.sezonunu oynayan “Revenge” dizisinden uyarlanmıştır. Ben şu anda Revenge’in 1.sezon sonlarındayım ve Türkiye’de dizisi çıkmadan çok önce izlemeye başlamıştım. Uyarlandığını görünce ilk şaşırdım hani bizim neyimize diye düşündüm. Ama sonra izleyince fikrim baya bir değişti. Karakter tamamen oturmuş hani pes doğrusu. Hele hele Beren Saat mükemmel oynamış. O Fatmagül karakterinden sonra toparlayamayacak filan zannediyordum ama hiç öyle olmamış. Aslında laf aramızda ben hala Amerikan versiyonunu seviyorum nedeni ise 45 dakika olması. Yani bir bölüm için iki saatini öldürmüyorsun.  Gene de birinci bölümdür diyip izledim. İsimler bazı yerlerde komik kaçmış ama karakterler fiziksel özellik açısından filan baya benziyorlar birbirlerine.  Örneğin dizideki Victoria (Hani o zengin kadın böyle hafif cadaloz) ile Şahika arasındaki benzerlik der susarım. Beren Saat ise Emily VanCamp’ten daha güzel olduğu kesin. Kısacası iki dizi arasında da pek bir farklılık yok. Bizimkileri tebrik etmek lazım doğrusu. Umarım ilerleyen bölümlerde de aynı tepkiyi alırlar. Çok sakin bir yazı oldu böyle kuzu kuzu yazdım kuzu kuzu gidiyorum. Noluyor bana? Böyle atraksiyon filan yok. Umarım diğer yazımda eğlenirsiniz asdgsswggdsfag(ergen gülmesi). İnsan okur-yazar bir genç olunca ister istemez film,kitap,müzik gibi entelektüel konularda ciddileşiyor. Neyse lafı uzatmaya gerek yok okuduğunuz için teşekkürler. Hepinizi öptüm çok.
Xoxo,
Düşük Bel Kot

8 Ocak 2013 Salı

Teşekkürler

Şu anda gmail adresime baktım. Hani dedim belki mezuniyet kıyafeti resimleri gönderen bir allahın kulu olur diye. Yok arkadaş yok. Neyse atarsınız umarım. Ama bana gelmiş iki mailden dolayı şok oldum. Ben bu blogumu eğlence amaçlı olarak açmıştım. İki mailden bir tanesi blogumu sadece tebrik etmek için mail atmış ve şans eseri bulduğunu söylemiş. Yani ne kadar mutlu olduğumu anlatamam tabi artık ben o maili kaç yıl sonra aldığım için görmemişim. Arkadaş diğer mail ise baya bir sofistike. Dikkatinizi çekerim "sofistike" dedim bu kelime sözcük dağarcığıma nasıl girdi nereden ve neden girdi hiç mi hiç bilmiyorum. Neyse diğer mail ise bir CEO'dan hahahahaah bak şu Allah'ın işine. Hani birinci maile çok sevindim ama ikinci mail hem bir CEO'dan olduğunu iddaa ediyor hem de ingilizce. Hani arkadaş adam hangi kafayla yazılarımı okumuşta ingilizce zannetmiş bilmiyorum. Ama genede bana atılan maillere cevap vermediğimi söyleyeyim. Sadece atanlara çok teşekkür ediyorum :).

Rihanna - Pour It Up



Rihanna'nın yeni albümünden çok sevdiğim bir şarkı. Umarım beğenirsiniz :).

MEZUNİYET KIYAFETİ ÖNERİLERİNİZE İHTİYACIM VAR :)

Sevgili Okuyucularım,
Bildiğiniz gibi 2 günlük kar tatilindeyizzz :D. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam bile. Sonuçta ben bir öğrenciyim olgun karşılamaya çalışsam bile içten gelen bir haykırış gibi. Şu anda bu yazıyı neden yazdığımı bilmiyorum bile. Ama şunu fark ettim şu sene sonunda gireceğim sınavdan dolayı çok boşladım blogumu. Çok mutluyum 15 kişilik bir üye kitlem olmuş. Bugün yaptığımız oturup film izlemek, tumblr'da takılmak ve Coco (arkadaşımın köpişi)'yu arkadaşımla gezdirip bahçede takılmak oldu. İyi hoş tatil oluyor da ben şu okul ortamını çok özlüyorum arkadaş. E tabi yok ki bir gece hayatı filan böyle akalım Taksim'e filan. 14 yaşında normal bir kızım işte evden okula okuldan eve... Hoş ben kendimi 20 yaşımda merak ediyorum sanki hiç değişmeyecekmiş gibi geliyor. Aslında evde oturmak en büyük hobilerimden filandırda ödevler olunca hoş olmuyorr. Uffff baya bir öğrenci stili yazdım di mi? Pardon artık nasıl bir dolmuşsam. Aslında bu yazıyı yazmamın amacı mezuniyetimin yavaş yavaş yaklaşıyor olması. 2 hafta sonra sömestr tatiline gireceğiz ve ben o sırada kendime mezuniyet kıyafetleri bakacağım.

Lise'ye geçiyorum ve sene sonunda bir mezuniyetimiz olacak. Sizden isteğim beğendiğiniz mezuniyet kıyafetlerinin resimlerini bana yollamanız :). Renk olarak en çok sarı istiyorum ve modeli fark etmez yeter ki uzun bir elbise olmasın. Lütfen resimleri dusukbelkot1@gmail.com adresime gönderin :). Çok mutlu olurumm...

29 Haziran 2012 Cuma

Alphaville - Big In Japan



Biraz 80li havası yapayım dedim :). 

Blog hali işte napıcaksın yazı mazı yuvarlanıp gidiyoruz. Ya sen?


Saat 01.00 kaç gündür gece yazıyorum tam yaz tatili havası. Hele hele dün saat 03.30’da yazdım sormayın o depresyon haliyle. Yarın bakalım kaçta? :S. Artık uyuyamamaktan korkuyorum ya ahahah :D. Uzatmiyim lafı arkadaşım neyse bu yazıyı yazmaya başlamamın amacı şu kaç gecedir blog yaşamımda birkaç dilekte bulunmaktır. Dileklerden önce bir şey söyleyeceğim: “Şaka maka ben bu blog yaşamını iyi kaptım bir sürü filan blog okuyorum. Ne okur-yazar kız oldum peh. İnsanlar Reina akanzi peşinde ben Blogya’ya akıyorum. Tamam tamam aşırı yoğun gece hayatımı anlatıpta sizi kıskandırmayayım yazık. Six-pack görmüşü var görmemişi var. Öyle değil mi? :D hehehehehe. “. Diyeceğimi dedim arkidiş şimdi gelelim bu benim soğuk şakalarımdan dileklerime.
Ya doğum günümde yaklaşıyor aslında 2 Ağustos hani şu dilek olayını doğum günümde mi yayınlasaydım ne. Ya da neyse şurada biz bizeyiz caaanım. Alt tarafı birkaç dilek. Halledersiniz siz hihihhihi.
Dilek #1
Aç gözlü görünmek istemiyorum ama lütfen bloğum artık 30 üye filan olsun yaaa L. Herkesin 30 – 300 arası üyesi var, ezikleniyorumm.
Dilek #2
Aslında bu dileğimi birinci olarak görüyorum gözümde çünkü birinci dileğim şaka lütfen benim reklamımı filan yapma rica ediyorum. Hayır ısrar etme lütfen.(Şizofrenliğim bitti devam ediyorum.) Sadece birkaç yorum istiyorum sizden hele hele baya sevdiğim blog yazarları atarsa çok mutlu olurum isim vermeyeceğim bu konuda ama birkaç tane favorim var. Yorum, yorum ve yorum istiyorum sadece çünkü yazılarım hakkındaki görüşleriniz önemli benim için J.
Dilek #3
Benden daha çok ışığa sahip olduğunu düşündüğüm arkadaşımın üyesi olun lütfen J. Aslında reklam filan amacım yok sadece bence güzel yazıyor ve daha çok üye hak ediyor. Pink Infinity’s World “http://pinkinfinityworld.blogspot.com/” . Bugün bana küpe hediye etti canım arkadaşım J. Üyesi olun birkaç yazısını okuyun pişman olmayacaksınız. Şu anda onu yazdığımdan haberi yok İstanbul’da değil ama siz ekleyin J. Şu koca 3 senedir beni bırakmayan tek arkadaşım ve blog yazmaya beni ikna eden kişi.
Dilek #4
Blog sitesi artık düşünce gücüyle çalışmalı bence yani bloğumun şeklini değiştirmek için bir sürü tuşa basmak çok kasış.
Dilek #5
Bu dilek dahil yazacağım birçok dilekte de zırvalayacağım o yüzden siteyi kapatabilirsin :D. Ama merak edersen oku.
5.dileğim ise şu yaz kilo almamam. Geçen yaz o kadar kilo almıştım ki birkaç hafta öncesinden aldığım eteklere sığmıyordum. Kİ işin kötü tarafı etekler dar etekler değillerdi gayet bollardı.
Dilek #6
Canım ya eğer hala okumaya devam ediyorsan sen iyi bir arkadaşsın ya da aşırı sabırlısın.
Bu dileğim artık aşırı utangaç olmamam için. Yani güneş gözlüğünü takıpta havuz başındaki mavi gözlü, sarı saçlı, six-packli çocuğu siyah camlı gözlük atından izlemeyi bırakmalıyım ya da sırf ismini öğrenmek için FBI’dan daha iyi araştırma yapmamalıyım. Cesaretimi toplayıp sormak her zaman daha iyi (olgun biri oldukça).
Dilek #7
Bu son dileğim ve bu dileğimi yazım aptalca olmuş olsa bile okumuş olan sabırlı veya iyi blogdaşım için kullanıcam. Yani senin için. Umarım senin gibi blogdaşlara sahip olursun. Bu arada gaza geldiğim için yeni bir kelime ürettim dikkatini çekmiştir :D.
xoxo,
Düşük Bel Kot

28 Haziran 2012 Perşembe

Fighter-Christina Aguilera with lyrics



Yazımla uygun aslında güçlü olmamı sağlıyor.

Yetersiz Olduğumu Düşünmekten Bıktım



İnsanlar bana bu duyguyu yaşatmayı seviyor mu yoksa ben mi mozaşisttim hala bu problemi kafam almış değil. İnsan kaybetmekten bıktım, yenilerini kazanmaya çalışmaktan bıktım. Bıktım bıktım ve bıktım. Üzgünüm sürekli mutlu yazılar yazmayacağım bu bloga çünkü hayatım Amerikan komedi dizisi deği. Yok aslında öyle traji-komik. Bütün senemi zaten anlamsız şekilde harcadım bir de uf tamam konuşmicam kesiyorum. Sadece bazen yetersiz olduğumu düşünüyorum. Onlar mükemmel ben değilmişim gibi geliyor. Ne bileyim ergenlik midir nedir? Ama sonra annemle ya da arkadaşımla konuşuyorum rahatlıyorum çünkü kendi yaşamımın aslında güzel olduğunu görüyorum. Bazen biz insanlar bencil olabiliyoruz annemin dediklerini yapmaya çalışıyorum. Kimse hakkında kötü düşünmüyorum artık yani önyargılı değilim. Ayrıca çok doğru insan yaşamının her döneminde iyi bir arkadaşa sahip oluyor. Ama sadece bazen istiyorum ki bu yaşanmış olaylar unutulmasın. Çok anlamsız ben en çok buna üzülüyorum. Yaşanmış bütün güzel anıları unutan insanlar gibi asla olamayacağım onlara hayatta başarılar çünkü mutlu olamayacaklar. Bazen yetersiz olduğum fikrine kapılıyorum bütün yazıda da bahsettiğim gibi aslında çok anlamsız hiç kimse mükemmel değil ki.  Hayır benim tek suçum hassas bir insan olmam ben insanlara ikinci bir şansı verdikçe iyice mahvoluyor her şey. Artık özür dileyen taraf olmak istemiyorum çok anlamsız. Neyse sanırım yine kendimi daha iyi hissetmeye başladım ama baştan bir dileğim var bu sene için umarım güzel anıları hiçe sayan, her şey için sorun çıkartan ve dürüst olmayan insanlarla tanışmam. Ben kendi davranışlarıma çok dikkat ediyorum artık lütfen sizde edin.
Sevgilerle,
Düşük Bel Kot

27 Haziran 2012 Çarşamba

Do It Like A Dude - Jessie J, 26 Haziran İstanbul


Konserden bir video buldum youtube'ta kendi çektiğimide koyarımda çok uzaktaydım ben ama konsere bu şarkıyla başladı çok çok mükemmeldi. İzleyin :).

Konserden Resimler

Biletim :D

Konser alanına girerken takılan bileklik

Jessie J ve bahsettiğim küçük Naz (uzaktaydım o yüzden ekrandan çektim)

Konser öncesi alanda yediğimiz pizza anısı var diye paylaştım da.

Ve Jessie <3

Jessie J we love you and your accent too(seni seviyoruz ve aksanını da)

Jessie J Konseri


Müzik, eğlence, arkadaşlar ve tekrar müzik :D. Bu konuya başlamamın 3.yazısı oldun çünkü mahvettim diğer yazılarımda. Büyük ihtimalle bu güzel konuyu mahvedicem tekrar. O yüzden şimdi arkanıza yaslanın ve nasıl bu kadar amatör bir blog yazısı olur görün. Ayrıca konserle ilgili baya bir fotoğraf paylaşacağım onu önceden belirteyim (kendi amatör çekimim ama maalesef :S). Öncelikle ben bu konsere kuzenim ve arkadaşımla gittim. Hoş onlarla gitmem bir şey ifade etmedi yani çünkü bildiğiniz bizim tüm okul oradaydı. Yaz tatili değilde okul gezisi gibiydi tırsınçç. Ayrıca bir hocayı da sevgilisi ile görmem rezilliğin daniskasıydı (Bu daniska kelimesi çok hoş değil mii?).  Neyse bunlardan bahsedecek değilim konumuz Jessie J ve ben konuya girişimi yapıcam. Kararlıyım en azından bugüne biter.
Konser alanına vardığımızda kalabalık değil bütün dünya oraya toplanmış gibiydi. Hihihi ama bizim üstün başarımız ve aklımız araya şirinlik yaparak ve çaktırmayarak kaynamaya yetti. Ama şaka yapmıyorum tam 1 saat o sırada debelendik. Sonunda girdik ama kötü haber 3 saat boyunca başka bir grup çaldı. Tamam, burada biraz eleştireceğim. Öncesinde başa bir grubun çalması normal fakat bu grup 3 saat olunca insan cinnet geçiriyor allahtan pizza filan yedik. Hadi bunları bırakıyorum Jessie J 1 saat konser yaptı sadece en azından 2 saat bekliyordum. Yine de hakkını vermek lazım Jessie J’in ciddi anlamda profesyonel ve yetenekli. Sesi mükemmel ama sahne şovu hiç koymamayı tercih ediyor beni izleyin sahneye ihtiyaç yok misali. Konserin son şarkısı “Price Tag” oldu bu şarkıyı seyirciler arasında 4-5 yaşlarındaki Naz isimli küçük kızı seçerek söyledi. Çok şirin bir kızdı bizi çok iyi temsil etti. Şaka yapmıyorum şarkıyı başından sonuna kadar ezbere biliyordu. En çok hoşuma giden ise Jessie J’in konserindeki bir öğütü oldu. Size Türkçesini çevireyim hatırladığım ve videosunu çektiğim kadarıyla (çok parça parça kendi kelimelerimle düzenlicem): “Bazen her şey bitmiş olsa bile aslında bittiğini sanmışızdır. Bir kayıp bir son gibi görünmüş olsa da aslında yeni bir başlangıçtır. Bir son bizim yıkılmamızın nedeni olmamalı. Annem bana her zaman derdi: “Her şey kötüyken sonlanan son aslında son değildir.” Benim hatırlayabildiğim kadar bu ama sizce de çok iyi bir laf değil mi? Uf bu sözü biraz daha düşünürsem filozof olucam ben konserin önemli bölümlerni anlatıyım. Jessie birkaç tane Türkçe kelime öğrenmiş: İyi Akşamlar ve Teşekkürler gibi :D. Jessie’nin ayakkabılarına özellikle bayıldım, taptım, öldüm. Kıyafeti de rahat ve şıktı bence. Kısacası çok şirin bir konserdi anlatabileceğim olay topluluğu bu kadar ama ciddi anlamda koptuk. Senin de orda olmanı isterdim sayın okuyucum J. Birkaç fotoğraf paylaşacağım bakmayı unutma ;). Son olarak 8 üyem olmuş biliyorum az ve çok fail insanların 300’den aşağı yok ama bu haliyle bile blogumu seviyorum. Öptüm çok.
Not: Bu yazıyı daha da uzatabilirdim ama sıkılmandan korkuyorum. Sonra kendimi aşırı beğenen ve kırk yılda bir konsere gitmiş olan ki bu kısım doğru :D ve sonra da bunu aşırı sıkıcı bir dille anlatan biri olmak istemiyorum o yüzden sevgilerle
Düşük Bel Kot

25 Haziran 2012 Pazartesi

Katy Perry - Wide Awake



Katy Perry'nin en sevdiğim klibi oldu kısacası inanılmaz hoş mutlaka izleyinn. Bu arada Katy Perry paylaştığıma bakmayın yarın Jessie J'in konserine gidiyorumm. Mutlaka bunla ilgili bir yazı yazacağım. Öptüm çok. Düşük Bel Kot

Sanal Alem Cesurluğu nedir abi ya kendinize gelin...


Şimdi bu yazıya bilindik bir konu ile başlayacağım. Yani kardeşim bilindik bilinmesine ama her seferinde de mi bu olaya maruz kalırım anlamadım ki? Konu sanal alem cesurluğu. Hayır yani şimdi şu her bilindik olaylardan sonra sanal alemde kendini huzurlu hissetme olayından bahsediyorum. Ne yani sığnak mı o sanal alem kimsenin bulamayacağını sandığınız bir mağara mı? Madem bir şeyle ilgili fikrin var yaz günlüğüne. Yok sonra kişiye belli etmeden onunla ilgili düşüncelerini atarlı bir şekilde sanal aleme yazmak filan olmuyor. Bunların en başı Twitter. Sonra atılan bu tweetlerden sonra bizi boşu boşuna uğraştırma abi ya. Yok o laf bana mıydı yok sana mıydı baya kasış bir olay. Ha bir de en önemlisi hani şu arkadan hiçbir olayı bilmeyip de: “Sana yazıyor sanki. Hem yazsa bile isim vermemiş üzerinde durma yani.” diyen tikiler yok mu en çok onlara bitiyorum. Yahu olayı bilmiyorsan üstüne üstlük bu olay hiç başına gelmemişse edebinle otur karışma sen. Ay ama lütfen benim kim olduğumu bilen ve okuyanlar varsa üzerlerine alınmasınlar sadece yazmak için popüler bir konu buldum yazıyorum. Neyse kısacası anlatmak istediğimi daha fazla anlatırsam derin konulara gireceğim. Kesmek en iyisi ama bazen bende kendimi bu cesurluğun içinde bulabiliyorum ama artık kendimi tutmayı öğrendim. Ama lütfen siz yapmayın ok kişinin kalbi kırılıyor olabilir.
Düşük Bel Kot

24 Haziran 2012 Pazar

Owl City - Fireflies (lyrics)

Aile tatlı şey - Nasihatler olmadığı sürece - sevgiler


İnanamıyorum artık Düşük Bel Kot üyeleri 4 oldu tam bir skandal. Açıkçası bu kadar kalabalık olacağımız aklımın ucundan geçmezdi. Çünkü ben maalesef ama maalesef aşırı üşengeç bir kızım yani kendimi övmek gibi olmasın ancak uykum yoksa yazı yazabilirim ya da aşırı üzgün/mutluysam.  Bu yazı ise hem 4 üyelik bir ailenin sevincinden hem de uykum gelmediği için. Bu yazıyı ne hakkında yazayım diye çok düşündüm ve buldum. O ailelerin bilindik “Aman çocuğum öyle yaparsan şöyle olur.” nasihatlerinden bahsedeceğim.
Önceki yazım arkadaşımla buluşmamla ilgiliydi aslında her ne kadar benim ailem normal bir aile olsa da insan denen varlığın “merak” adındaki küçük, görünmez bir dostu var. Ah o yumurcak yok mu?! İşte o fısıldadığı zaman en gamsız insan bile bir anda ‘en mantıklı’ kişi çıkı veriyor. Kinder yumurta gibi sadece büyük versiyonu. O gün bile giderken bana verilen nasihati size söyleyeyim: “Aman dikkat et yavrum. Eğer biri sana çikolata filan verip annen orada bekliyor derse inanma.”. Ohh yok artık ne yaptınız anne hani marjinal biz ergenlerdi size ne oluyor? Bir kere adam bana çikolata uzatsa “Çocuk mu kandırıyorsun koçum?” diye bir soru yöneltirim. Hani nasihat: “Aman yavrum eğer biri sana ‘tektaş’ verirse sakın gitme.” gibi bir şey olsa anlardım da. Yani çikolata aşırı masum ya hani gazoz olsa gıkım çıkmaz. Babam da annem de cidden böyle bir şey olduğunu düşünüyor ya en acı kısmı bu. Okumuş insanlarsınız yapmayın ya… Neyse şaka maka bu nasihat ya da uyarılar bazen beni bile tedirgin ediyor. Ben bile kanıyorum ha. Artık dışarıda bütün yaşlı amcalara ya da elinde çikolata yiyen insanlara potansiyel bir katil gözüyle bakıyorum. Tehlikeyi farkında mısınız?
Tamam tamam ailelerin fazla üstüne gittim ama kabul edelim ki bu durumlar yaşanmıyor değil.  Bazı yönlerde de haklılar ya da ben haklı buluyorum onları. Evde ezelden beri tek kalmaya korkan bir insanım ben yani ne bileyim tipim değil. Allahtan ev dubleks filan değil yoksa iyice yanmıştım. Bildiğiniz gibi korku filmlerinde hep cinler, şeytanlar dubleks evlere giriyor. Korka bileceğim en uç nokta ise bizim eve arı girmesi olur. Ama mazur görün benim üstün hayal gücüm o anlarda aşırı çalıştığı için bütün klasik korku hikayeleri ve hırsızlık olayları aklımın bir ucunda fır dönüyor. İşte o andaki verilen bütün nasihatlerin gözünden öpesim var. Annem o anda “Aman ocaklara dikkat et”, “Camı açık unutma”, “Dondurma yersen arkasından su iç” filan gibi nasihatlerde bulununca anlından öpesim geliyor annemi. Hani o anda keşke beş çayına gelse de anlatsa filan oluyorum yeter ki çıkmasın evden modundayım.  Ama verilmesi gereken başka önerilerde var örneğin “Yanında bol bol sarımsak bulundur eve vampir girerse diye.” gibi bir öneri bana gayet mantıklı geliyor, insanlar hala ‘2012’ye inanıyorsa neden olmasın.  Neyse o evden çıkış olayı beni hemen odamda televizyon açmaya itiyor ve içeriden gelen en ufak tıkırtı bile benim adrelin seviyemin artmasına yetiyor. Öyle bakmayın ekrana ben ezikmişim gibi. Şaka değil evin içinde bağıra bağıra her odaya giriyorum. Hani ses filan gelse yandıkta haberim yok.  Her şeyin sonunda o uykuya geçişte süper oluyor ölecek miyim ölmeyecek miyim gibisinden papatyaların nesli tükeniyor evde. Ama sonunda sağ salim bitiyor gece.
Sonuç olarak aile nasihatlerinin kulağa ne kadar anlamsız geldiği değişiyor. Geriye alan şey ise ailenin önemi oluyor.
Düşük Bel Kot…

22 Haziran 2012 Cuma